Son mesaj - Gönderen: Editör - Çarşamba, 01 Şubat 2017 09:01
Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür...
Köşe Yazıları

Köşe YazılarıOrhan SAMSATLIOĞLUMESLEĞİM AĞALIK [ Arama ]

MESLEĞİM AĞALIK
Başlık MESLEĞİM AĞALIK
Tarih 30.12.2019
Gönderen Editör

“MESLEĞİM AĞALIK„

            İlçenin tek sohbet ve dinlenme mekânı Hemi Cımo’nun kahvesiydi. Belediye binasının altındaki iki dükkânı birleştirmiş, kahvehane olarak çalıştırıyordu. Yanındaki iki dükkân da birleştirilerek Ziraat Bankasına tahsis edilmişti. Önünde de aynı büyüklükte bir avlusu vardı. İki basamakla çıkılan bu yüksekçe alanın etrafı çevrilmiş, yazlık kahvehaneye dahil edilmişti.

            İlçenin memurları, mesai saatleri dışında burada toplanır, sohbet eder, oyun oynar, çay içerlerdi. Kadir Taş, İlköğretim Müdürü Mehmet Bilgiç, Ortaokul kâtibi Mahmut Efendi ve banka müdürü, hoşkin oyununun fanatik ve demirbaş oyuncularıydı. Oyun kâğıtlarının yirmi beş otuz tanesini  bir ellerinde yelpaze gibi açılmış tavuskuşu kanadı şeklinde düşürmeden tutmaları görülmeye değerdi.

            Bahri Ağa ile Mahmut Aslan da kahvenin müdavimlerindendi. Ancak ne var ki oyun oynama gibi bir alışkanlıkları yoktu. Bahri Ağa, arada sırada İlköğretim müdürü Mehmet Bilgiç’le tavla oynardı. Onun dışındaki zamanlarda masasına oturur, ilçenin üst düzey memurlarını bekler, davet eder, sohbet ederdi. İlçenin takım elbise giyen dört beş kişisinden biriydi. Boyalı bıyıkları ve krem rengi fötr şapkasıyla hep dikkat çekerdi. Onun dışında Mahmut Ağa, Abdurrahman Taş, Nazif ve İbrahim Toprak  kardeşlerdi ilçenin takım elbiseyle dolaşıp şık giyinenleri…

            Mahmut Ağa da bıyıklarını ve saçını boyardı. Yazın kısa kollu gömlek giymez, gömleğinin kollarını sıvayarak kısa kol biçimine dönüştürürdü. Muhtemelen büyüklerine duyduğu saygıdan dolayıydı bu davranışı… O da kahvehanedeki kâğıt oyunlarına pek ilgi duymazdı. Mesai saatlerinin bitimine doğru ilçenin tek kahvesi olan Hemi Cımo’nun kahvehanesine gider, önceden hazırlanan masasına oturur, memurların gelmesini beklerdi. Bir tutkusu vardı: O da jandarma bölük komutanıyla, hakimlerle, savcıyla arkadaşlık kurup, muhabbet etmekti. Bu durum, ilçenin hemen hemen bütün ağalarında görülen, gözlemlenen bir davranıştı. İlçenin etkili ve yetkili memur ve amirleriyle dost ve arkadaş olmak… Belki de ağalıklarına güç üstüne güç katmak hevesinin bir sonucuydu.

            En yakın arkadaşları savcı Bülban Bey ile hakimler Sümer Bey ve Abdülkadir Beylerdi. Kahvehaneye gelmelerini sabırsızlıkla bekler, geldiklerinde de başkalarının masalarına gitmemeleri için özel bir ilgi ve gayret sarfederdi  Bir süre dinlenip sohbet ettikten sonra tarihi kaleye doğru tur atmak bahanesiyle kalkıp dolaşırlardı. Evleri de kalenin civarındaki yüksek vadinin Fırat’a bakan manzaralı yerindeydi. Kısa bir turun ardından arkadaşlarını eve davet eder, ikindi çayı ikram ederdi. Çay bahanesiyle özel balından ve peynirinden ikram etmekten zevk alırdı. O yıllarda konuklarına ikram ettiği bal ve peynir, gerçekten özelin de özeliydi. Kahvehane sohbetlerine konu olurdu zaman zaman.

            Aynı isim ve soy ismini taşıyan akrabası belediye zabıta çavuşu Mahmut Aslan’la Adana’da bir bankada veya beyaz eşya firmasında bir işleri vardı. Bir süreden beri görevli personelle görüşüp işlerini halletmeye çalışıyorlardı. Sorulan soruları anlamaya ve cevaplamaya çalışarak evraklara imza atıyorlardı. İşlerini yapan görevli bir ara elindeki belgeyi düzenlemek üzere bir soru yöneltti:

― Mesleğiniz neydi beyefendi?

―Mesleğim ağalık…

Görevli personel şaşırmıştı. O güne kadar duymadığı bir cevaptı bu. Ağalık diye bir meslek de mi vardı?..

―Pardon beyefendi! Anlayamadım, dedi. Mesleğiniz ağalık mı? 

Bu kez, zabıta çavuşu Mahmut erken davrandı. Onun cevap vermesini beklemeden kolundan tutup biraz kenara çekti:

―Sen ne diyorsun abi? Ağalık diye bir meslek olur mu? Mesleğim çiftçilik diyeceksin, diyerek uyardı. Tekrar ilgili masaya yanaştıklarında görevliye döndü:

―Mesleğim çiftçilik beyefendi, diyerek düzeltmede bulundu.

Görevli personel de sorusunun cevabını almıştı. Önündeki evrakları doldurup eksik imzaları tamamlatarak işlerini bitirdi ve uğurladı.

            Bu konun üzerinden birkaç yıl geçtiği halde, ne zaman zabıta çavuşu akrabasıyla yan yana gelseler, daha bir şey konuşmadan o meseleyi hatırlar, katıla katıla gülerlerdi: “Mesleğim ağalık.„

Oyu Puanı: 6 - Ortalama: 5

Yorum Gönder Değerlendir
Yorumlar

Bilgiler
Burda 1119 Yazı Kayıtlı
Enfazla Bakılan: ESKİ SAMSAT’I ÖZLÜYORUM
Enfazla Değerlendirilen: FAHREDDİN AKTAŞ HAKK’A YÜRÜDÜ

Köşe Yazıları Bölgesini Gezen: 12 (0 Kayıtlı Üye 12 Ziyaretçi ve 0 Bilinmeyen Üye)
Görünen üyeler:


 
Samsat Haber @ Fahrettin ÇELİK

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it

Haber Siteleri