Son mesaj - Gönderen: Editör - Çarşamba, 01 Şubat 2017 09:01
Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür...
Köşe Yazıları

Köşe YazılarıOrhan SAMSATLIOĞLUTARİHİ SAMSAT’TA TAHSİL YAPMAK [ Arama ]

TARİHİ SAMSAT’TA TAHSİL YAPMAK
Başlık TARİHİ SAMSAT’TA TAHSİL YAPMAK
Tarih 18.04.2019
Gönderen Editör

TARİHİ SAMSAT’TA TAHSİL YAPMAK

            Tarihi Samsat’ın okuyan ikinci, üçüncü kuşağından sekiz-on kişilik bir grup idiler. O yıllarda Samsat’ta ortaokul ve lise bulunmadığından, Adıyaman’daki öğrenci evlerinde ikişer, üçerli olarak kalıyorlardı. Bir veya artı birden ibaretti evleri. Hepsi de on iki, on üç yaşlarında ergen çocuklardı. Yemeklerini kendileri yapar, bulaşık ve çamaşırlarını kendileri yıkarlardı. Bir ikisi hariç, çoğunun maddî durumları zayıf sayılırdı. Buna rağmen aileleri, dişinden tırnağından fedakârlık yaparak kendilerini okutmaya çalışıyordu.

            Doğru dürüst beslendikleri söylenemezdi. Belki günde üç öğün karınları doyuyordu. Ancak; karın doyurmak başka, beslenmekse başka şeydi. Öğlen öğünleri daha bir ilginçti. Okula giderken yollarının üstündeki fırınlardan yirmi beş kuruşa birer tırnaklı ekmek (pide) alıyor, içine de gene yirmi beş kuruşluk birer tulumba (halka) tatlısını katık yaparak yiye yiye gidiyorlardı. Bu öğlen öğünü, aşağı yukarı çoğunun tekrarladığı değişmez menüleri idi.

            Ekmekleri, yufka olarak büyük seleler içinde haftalık aralarla Samsat’tan Ahmet Kara’nın traktörü ile gelirdi. Harçlıkları çok cüz’i ve sınırlıydı. Ayda on beş-yirmi lira ile idare etmek zorundaydılar. Ekstra bir masraf çıkar da erken biterse, birbirlerine ödünç vererek desteklerlerdi. Hepsi de kendilerine ayrılan bu on beş yirmi liralık aylık harcamanın dışına taşmamak için azami gayreti gösterir, her türlü fedakârlığa katlanırlardı.

            Okula gitmedikleri hafta sonu tatillerinde genelde buluştukları yer, Samsat yolu olurdu. Parkın, stadın, Hacı Efendi türbesinin önlerinde buluşur Samsat’tan gelenleri, geri dönenleri izler, onlarla görüşür, haber sorar, hasret giderirlerdi. Harçlıkları bitmişse, bir tanıdıkla haber gönderir, ekmekleri tükenmişse yeni yufka ekmek siparişi verirlerdi. Bazen de bir tanıdık veya akrabanın verdiği iki buçuk yahut beş lirayı mahcubiyet içinde alır, seve seve ceplerine koyarlardı. Bu iki buçuk veya beş liralar, ekstra birer ödenek demekti. O zaman sinemaya gitmeye, kiralık bisiklete binmeye fırsat doğmuş olurdu. Yol üzerindeki bisikletçi Mehemedo’nun dükkânına kasıla kasıla girer ve yirmi beş kuruşu bastırarak, eski mezarlığa kadar gidip gelir, hava atarlardı.

            Şehirde doğup büyümediklerinden, diğer arkadaşlarının sosyal yaşantılarından, zevklerinden, hobi ve alışkanlıklarından biraz uzakta, kenarda dururlardı. İşin özünde, bilmedikleri bir konuya ortak olup mahcup olmaktansa, kenarda durup seyretmek gerçeği yatardı. Böylece bilmedikleri birçok şeyi de uzaktan izleyerek yavaş yavaş öğreniyorlardı.

            Bildikleri tek bir şey vardı: Ders çalışmak… En iyi bildikleri şey bu idi. Bu özellikleriyle birçok şehirli arkadaşlarından ayrıydılar. Maddî imkânlarının kısıtlılığı, onlara sosyal hayatlarında, ergenliklerini yaşamada bir sınırlama getirse de okuldaki başarılarının artmasına olumlu katkıda bulunuyordu. Bu da işin ayrı bir özelliği ve güzelliği demekti.

            Bu imkânsızlıklar içinde ortaokulu ve liseyi bitirmeye çalıştılar. Kimi bitirip yüksek tahsiline devam etti. Kimi yarı yolda bırakmak zorunda kaldı. Birçoğu, ileriki yıllarda devletin çeşitli kademelerinde görev yaparak hizmet etti. Bir kısmı da kendi işlerinin başına dönerek esnaf, ticaret adamı ve diğer alanlarda yaşamını sürdürdü, sürdürüyor.

            Evet; bu yazımızda Kadir Fırat’tan, Haci Köroğlu’ndan, Orhan Samsatlıoğlu’dan, Haci Toktaş’tan, Mehmet Karakuş’tan, Mahmut Fırat’tan, Bedir Çetin’den, Nuri Toprak’tan, Yusuf Yetiş’ten, Mehmet Çetinkaya’dan, Mustafa Gökdemir’den ve isimlerini sayamadığımız daha birçok güzel insandan bahsettik… Şu anda aramızda olmayanları hasretle, sevgiyle anıyor, nur içinde yatmaları dileklerimizle mekânları cennet olsun diyoruz. Kalanlara da aileleriyle birlikte sağlık, mutluluk üzere hayırlı uzun ömürler diliyoruz. Evet; tarihî Samsat’ın ikinci, üçüncü kuşak okuyanları böyle okumuşlardı…

 

Oyu Puanı: 2 - Ortalama: 5

Yorum Gönder Değerlendir
Yorumlar

Bilgiler
Burda 1109 Yazı Kayıtlı
Enfazla Bakılan: ESKİ SAMSAT’I ÖZLÜYORUM
Enfazla Değerlendirilen: FAHREDDİN AKTAŞ HAKK’A YÜRÜDÜ

Köşe Yazıları Bölgesini Gezen: 7 (0 Kayıtlı Üye 7 Ziyaretçi ve 0 Bilinmeyen Üye)
Görünen üyeler:


 
Samsat Haber @ Fahrettin ÇELİK

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it

Haber Siteleri