Son mesaj - Gönderen: Editör - Çarşamba, 01 Şubat 2017 09:01
Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür...
Köşe Yazıları

Köşe YazılarıOrhan SAMSATLIOĞLUYARIM ASIRLIK ÇINAR [ Arama ]

YARIM ASIRLIK ÇINAR
Başlık YARIM ASIRLIK ÇINAR
Tarih 20.09.2016
Gönderen Editör

YARIM ASIRLIK ÇINAR

 

            Üç kardeştiler. Şeyho ve Sofi İbrahim’den sonra gelirdi. Üçünün de evleri birbirine bitişikti. Kardeşlerin büyüğü olan Şeyho, hayatının büyük bir kısmını Samsat-Birecik arasında Fırat üzerinde kayıkçılık yaparak tahıl taşımaya, bir bölümünü de Samsat Kalesinin dibindeki “çem”dediğimiz sulu tarlalarda bostancılık yapmakla geçirmişti. Yaşlandıktan sonra da iki odalı evinin birinde çalı, çırpı ve ottan yüksek bir yatma yeri yapmış, geri kalan yıllarını bu organik karyolanın yanındaki post namazlık üzerinde geçirmişti.

 

            Ortanca kardeş olan Sofi İbrahim de tam anlamıyla Allahlık bir insandı. Uzun boylu, ak sakallı ve bastonlu bir sofiydi. İşi gücü namaz kılmak, ibadet etmekti. Galiba rahmetlinin namaz ve ibadetten başka bir işi yoktu. Vakit namazlarında yavaş yavaş, sessiz sedasız yakındaki camiye gider gelir, onun dışında da evinde kerpiç şöminenin (tandırın) önüne oturur vakit geçirirdi. Ağabeyi Şeyho gibi o da Nakşibendi şeyhi Hacı Nazif Efendi’ye, onun vefatından sonra da Urfa’da ki Hacı Şükrü Efendiye bağlanmışlardı.

 

            Yusuf amca, kardeşlerin en küçüğüydü. Yaşı, yetmişlerin üstündeydi. Hem ekonomik, hem de düşünce yapısı bakımından ağabeylerinden biraz farklıydı. Geniş bir avluya açılan üç daireli bir evde evli oğlu ve gene evli damadı olan yeğeniyle birlikte otururdu. Onlar, birer ikişer odalı kerpiç ve tek katlı ahşap evlerde, kendisi de “Konak” denen ve sekiz on basamakla çıkılan üst kattaki tek odada yaşardı.

 

            Ne zaman, nasıl muhtar olduğunu pek bilen yoktu. Galiba Samsat henüz köy iken bu göreve başlamıştı. Ardından nahiyelik ve ondan sonra da ilçe olduğunda hiç değişmemiş, değiştirilmemiş ve muhtarlık görevini kesintisiz sürdürürdü.

 

            Ağalığın, kavga ve dövüşlerin, hatta kan düşmanlığının zirve yaptığı yıllarda bile Hasan Ağa ve Yusuf Ağa aşiretlerinin arasında hep bir hakem, hep bir barışgücü, hep bir sigorta görevi yapmıştı. Asla taraf tutmaz, hep dengede tutmaya çalışırdı. Aşiretlerin ileri gelenleri de onun bu tarafsızlığına inanıp güvendikleri için, söz ve önerilerini dinler, yerine getirmeye çalışırlardı. Tam bir sırdaş, iyi bir dost, vefalı bir komşu, güvenilir bir hakemdi. Yerine göre haklıya haklı, haksıza “Haksızsın” diyen, diyebilen biriydi. O yıllarda da ağa aşiretlerinin büyüklerinden birine, haksız olduğu bir konuda: “Sen haksızsın” demek her babayiğidin karı değildi…Galiba rahmetli Yusuf amca, bunu diyebildiği için bunca zamandır muhtarlık yapmış, yapabilmişti…

 

            Bir ikametgah ilmuhaberi veya nüfus cüzdanı örneği gibi bir belgeyi onaylamasını istediğinizdeki hali bambaşkaydı. Sanki devletin en gizli bir sırrını imzalıyormuşcasına bir dikkat ve ciddiyet takınırdı. İyice seçemediği gözleriyle yaklaştırdığı belgeyi dakikalarca okur, okumaya çalışır, ondan sonra bez kesesinde sakladığı mührünü yeleğinin cebinden çıkararak mühürlerdi. Onun yanına da devamlı yanında taşıdığı iki azasının pirinçten imzalarını bastıktan sonra size verirdi.

 

            En büyük hobisi, avcılıktı. Haddinden fazla uysal beyaz bir atı vardı. Sık sık heybesini atına atar (yükler) bir elinde tek kırma av tüfeği, diğerinde de atının yuları yakın köyleri dolaşır dururdu. O günün ismiyle Kasar Deresi, Kantara, Hayik, Zurna, Berfırat, Hornif, İnceali köylerini dolaşır dururdu. O kadar gezip dolaşmasına rağmen bir kuş, bir tavşan, bir keklik vurup getirdiğini gören pek yoktu. Vurmaz mıydı, vuramıyor muydu, kıymıyor muydu bilinmezdi… Galiba rahmetli “avlama” yı değil, av sporunu seviyordu. Yoksa böyle sürekli eli boş dönülür müydü?

            Bu güzel insan, bu örnek hal ve hareketleriyle yarım asırdan fazla muhtarlık yapmış, yapabilmişti. Bu haliyle ona bütün zamanların örnek muhtarı dense yeridir. Bir babanın, üç beş kişilik bir ailede denge kurmadaki zorluğu düşünüldüğünde, bir insanın iki aşiret arasında yarım asır muhtarlık yapması çok ama çok önemli bir başarı.

 

            Evet, sevgili Yusuf amca! Seni o güzel idareciliğinle, o örnek davranışlarınla hala anıyor ve hiç unutmuyoruz. Nur içinde yat. Mekanın cennet olsun

Oyu Puanı: 6 - Ortalama: 5

Yorum Gönder Değerlendir
Yorumlar

Bilgiler
Burda 1057 Yazı Kayıtlı
Enfazla Bakılan: ESKİ SAMSAT’I ÖZLÜYORUM
Enfazla Değerlendirilen: FAHREDDİN AKTAŞ HAKK’A YÜRÜDÜ

Köşe Yazıları Bölgesini Gezen: 2 (0 Kayıtlı Üye 2 Ziyaretçi ve 0 Bilinmeyen Üye)
Görünen üyeler:


 
Samsat Haber @ Fahrettin ÇELİK

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it

Haber Siteleri